İlgili Kişi Kimdir ?

ilgili-kişi-kimdir

Kişisel verilerin işlenmesi noktasında kişisel veri işleme faaliyeti ve işleme faaliyetinde bulunan taraflar ön planda olsa da, bu faaliyetin asıl unsuru “ilgili kişi”dir.  Çünkü ilgili kişi;  veri sorumlusunun teknik ve idari donanımı karşısında güçsüz olan taraf olup, kendisine yasalarca bir takım hakların sağlanması ve bu hakların kullanımını konusunda bilgilendirilmesi gerekmektedir.

Kanunda kişisel verisi işlenen gerçek kişiyi ifade etmek için “ilgili kişi” ifadesi kullanılmıştır. Yasada İlgili Kişi; kişisel verisi işlenen gerçek kişi olarak tanımlanmıştır. Kanunda sadece gerçek kişilere ait bilgiler kişisel veri kabul edilmiş ve koruma altına alınmıştır. Tüzel kişilere ait veriler kural olarak kanun kapsamı dışında tutulmuştur.

Tüzel kişiye ait bir verinin ise ancak herhangi bir gerçek kişiyi belirlemesi ya da belirlenebilir kılması halinde, bu veriler Kanun kapsamında koruma altında olduğu ifade edilebilir. Yine de burada korunan menfaat tüzel kişiye değildir. Yasal düzenlemenin dayandığı öncelik uyarınca korunan menfaat belirlenen ya da belirlenebilecek gerçek kişiye ait olacaktır.

Çünkü Kanun, tüzel kişilere ait verilerin korunmasını hiçbir şekilde düzenlememektedir.

Bunun gibi katılmasak da Kişisel Verileri Koruma Kurulu’na göre ölü kişilerin mirasçıları da ilgili kişi olarak kabul edilmemektedir. Kurul’a göre yasa gerçek kişilerin verilerini korumakta ve bu kişiler ancak sağ iken kanun kapsamındaki haklarından yararlanabilmektedir. Bu sebeple ölü kişiler veya bunların mirasçıları veya yakınlarının ilgili kişi olarak kabul edilmesi şimdilik mümkün gözükmemektedir.

ilgili-kisi-cocuk

Ayrıca İlgili Kişinin her durumda haklarını kullanabilecek ehliyete sahip yetişkin olması da beklenemez. Çocukların da kişisel verileri kanun kapsamındadır. İlgili Kişi’nin çocuk olması durumunda yasamızda özel bir düzenleme olmamakla birlikte Avrupa Birliği Genel Veri Koruma Tüzüğü’nde bu konuda özel düzenlemeler yer almaktadır. Çünkü çocukların birçok konuda olduğu gibi verilerinin işlenmesi noktasında da özel olarak koruması gerekir.

Avrupa Birliği’nde genel olarak 16 yaşından büyük çocukların açık rıza verebileceği kabul edilmiş ise de ülkemizde bu şekilde bir düzenleme olmaması sebebi ile 18 yaşından küçük çocukların verecekleri açık rızanın geçerli olmadığı ve bu sebeple 18 yaşından küçük çocukların ilgili kişi olarak kendi adlarına haklarını kullanamayacakları ileri sürülebilir.

[cptr].

 

 

Yorum Bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir